p-ISSN: 1306-696x  |  e-ISSN: 1307-7945
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - Ulus Travma Acil Cerrahi Derg: 30 (3)
Cilt: 30  Sayı: 3 - 2024
1. 
Ön Sayfalar
Front Matters

Sayfalar I - VII

DENEYSEL ÇALIŞMA
2. 
Sıçanlarda deneysel olarak tasarlanmış penil fraktur modelinde topikal aloe veranın etkileri
The effects of topical aloe vera on an experimentally designed penile fracture model in rats
Reha Girgin, Gökhan Çeker, Inci Turan, Filiz Kutu, Yusuf Elma, Emine Yılmaz Can
PMID: 38506382  PMCID: PMC10977493  doi: 10.14744/tjtes.2024.26425  Sayfalar 147 - 154
AMAÇ: Bu çalışmada topikal aleo veranın (AV) sıçan modelinde deneysel olarak oluşturulan penil fraktur (PF) üzerindeki histopatolojik ve oksitatif etkileri değerlendirildi.
GEREÇ VE YÖNTEM: Kırk adet Wistar albino sıçan (220-250 g) kullanıldı. PF modeli deneysel olarak 15 numaralı lanset ile oluşturuldu. Sıçanlar rastgele ve eşit şekilde 5 gruba ayrıldı. Birinci grupta (C) herhangi bir kesi oluşturulmadı. İkinci grupta (P) insizyon oluşturuldu. Üçüncü grupta (PR) kesi hattı primer olarak kapatıldı. Dördüncü grupta (PA) 3 gün süreyle insizyon hattına onarım yapmadan lokal olarak AV uygulandı. Son grupta (PAV) primer onarım bölgesine 3 gün süreyle AV uygulandı. Tüm gruplar histopatolojik ve biyokimyasal verilere göre birbirleriyle karşılaştırıldı.
BULGULAR: PRA grubunda hiperemi-kanamanın diğer gruplara göre baskılandığı görüldü (p<0.001). Enflamasyon sadece PR ve PRA grubunda görüldü (p<0.001). PA ve PRA gruplarında diğer gruplarla karşılaştırıldığında anlamlı fibrozis gözlendi (p<0.001). SOD ve GSH değerleri PRA grubu lehine arttı (sırasıyla p=0.009 ve p=0.035). TOS ve MDA değerleri PA grubu lehine azaldı (sırasıyla p=0.036 ve p=0.026). TNF-α en çok PRA gru-bunda, IL-1ß düzeyi ise en çok PRA grubunda azaldı ancak tüm bu değişiklikler istatistiksel anlamlılık kazanmadı (p>0.05).
SONUÇ: Topikal AV uygulamasının doku inflamasyonunu ve oksidatif stresi azaltığı ancak PF sonrası fibrozis gelişimini arttırdığı görülmektedir.

KLINIK ÇALIŞMA
3. 
İnce bağırsak tümörlerine acil yaklaşım: Teşhis ve tedavi
Emergent approach to small bowel tumors: diagnosis and treatment
Enes Sahin, Kazım Şahin, Haşim Köken, Sertaç Ata Güler, Turgay Şimşek, Nihat Zafer Utkan, Mustafa Şahin
PMID: 38506384  PMCID: PMC10977489  doi: 10.14744/tjtes.2024.33680  Sayfalar 155 - 159
AMAÇ: Nadir görülen ince bağırsak tümörlerinin tanı ve tedavisini klinik olgularla sunmak.
GEREÇ VE YÖNTEM: 2000-2023 yılları arasında tedavi edilen hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların klinik kayıtları retrospektif olarak analiz edildi.
BULGULAR: Çalışmaya 34 hasta dahil edildi: Çalışmaya 34 hasta dahil edildi. Bu hastaların 26'sı (%75.5) erkek ve 8'i (%23.5) kadındı. Hastaların ortalama yaşı 62.1 idi. En sık görülen semptom ve bulgular karın ağrısı (%76.4), şişkinlik (%38,2), bulantı ve kusma (%17.6) idi. Tanı yöntemleri olarak bilgisayarlı tomografi (BT) (%82.3), üst gastrointestinal çift balon enteroskopi (%35.2), kapsül endoskopi (%5.8) kullanıldı. Olguların 13'ünde adenokarsinom, 12'sinde GİST ve 2'sinde NET saptandı.
SONUÇ: İnce bağırsak tümörleri sıklıkla karın ağrısı, şişkinlik ve bulantı-kusma ile başvurur. BT ve endoskopik işlemler tanı için ilk tercihtir. İnce bağırsak kanserleri klinik olarak silik bulgular ve yetersiz endoskopik görüntüleme nedeniyle geç teşhis edilmektedir. Belirli risk altındaki ve semptomatik hasta gruplarında hedefe yönelik tarama stratejileri uygulanabilir. Tanı konulan hastalarda erken cerrahi müdahale önemli avantajlar sağlamaktadır.

4. 
Ölümcül travmatik kafa yaralanmalarının incelenmesi
Investigation of fatal traumatic head injuries
Kerem Sehlikoğlu, Abdurrahim Türkoğlu, Turgay Bork, Muhammet Batbaş
PMID: 38506383  PMCID: PMC10977496  doi: 10.14744/tjtes.2024.32463  Sayfalar 160 - 166
AMAÇ: Travmatik kafa yaralanmaları, ölümlü adli olaylarda önemli nedenlerden biridir. Bu çalışmada fatal travmatik kafa yaralanmalı olguların özeliklerinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışmada ölümcül travmatik kafa yaralanması bulunan ve ölü muayene ve/veya otopsi yapılan 311 adli olgu retrospektif olarak incelendi. Olgular cinsiyet, yaş grubu, olay orijini, olay nedeni, kafatası kırığı varlığı, varsa kırılan kemik çeşidi, lokalizasyonu ve kırık şekli, intrakranial lezyon varlığı, varsa lezyon çeşidi ve ölüm nedeni değişkenleri açısından değerlendirildi.
BULGULAR: Olguların 242’si (%77.8) erkek, 69'u (%22.2) kadındı. Olayların 235'i (%75.6) kaza orijinliydi ve 117 olgu (%37.6) araç içi trafik kazası nedenliydi. 221 olguda (%71.1) intrakranial lezyon ve kafatası kırığı birlikteydi. En sık olarak, 171 olguda kafa tabanı kırığı ve 153 olguda temporal kemik kırığı izlendi. Erişkin yaş grubunda daha düşük (%69.7), ileri yaş grubunda ise daha yüksek oranda (92.6%) intrakranial kanama meydana geldiği saptandı.
SONUÇ: Çalışmamızda mağduru olunan olay nedeni, meydana gelen kırık çeşidi, kafa tabanı kırığı meydana gelmesi ve çoklu kafatası kırığının meydana gelmesi gibi durumların fatalite ihtimalini arttırdığı saptandı. Kafatası kırıklarının meydana gelmesi, kafa içi basıncını azaltmakta ve böylece kafa içi lezyonların görülme sıklığını azalmaktadır. Karayolu trafiği güvenlik politikalarının geliştirilmesi ve trafik kurallarının/düzenlemelerinin etkili bir şekilde uygulanması ile ölümlerin insidansı azalacaktır.

5. 
2023 Maraş depreminde şehir hastanesindeki travma hastalarına anestezik yaklaşım
Anesthetic approach to trauma patients in the city hospital after the 2023 Maraş earthquake
Aylin Kılınçarslan, Ceyda Özhan Caparlar, Müge Çakırca, Fatma Özkan Sipahioğlu, Funda Atar, Selma Ölmez, Nur Yılmaz, Merve Karaşahin, Derya Özkan
PMID: 38506390  PMCID: PMC10977499  doi: 10.14744/tjtes.2024.92346  Sayfalar 167 - 173
AMAÇ: 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi ülkemizde ciddi bir yıkım yaratmıştır. 50 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, binlere kişi yaralanmış ve sağlık kuruluşları hasar almıştır. Depremzedeler tedavi için başka illerdeki hastanelere transfer edilmiştir. Bu çalışma ile 3. basamak hastanemize nakledilen yaralılarda uygulanan anestezi yaklaşımını değerlendirmeyi amaçladık.
GEREÇ VE YÖNTEM: 6-20 Şubat 2023 tarihleri arasında opere edilen hastaların verileri retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya acil travma cerrahisi geçiren, 10 yaş ve üzerindeki depremzede hastalar dahil edilmiştir. Hastaların hastaneye kabul tarihi, demografik bilgileri, ameliyat türü, ameliyat bölgesi, anestezi tekniği, periferik blok tercihi, laboratuvar değerleri, diyaliz ve yoğun bakım ihtiyaçları, sağkalımları kaydedilmiştir. Verilerin analizi için IBM® SPSS® 26.0 programı kullanılmıştır.
BULGULAR: Çalışmaya 375 vaka dahil edilmiştir. 323 hasta ekstremite, 35 hasta vertebra yaralanması nedeniyle opere edilmiştir. Ekstremite yaralanmalarının %61.6’sı alt ekstremite, %17.1’i üst ekstremitedir. 147 hastaya debridman, 49 hastaya fasiyotomi ve 33 hastaya ampütasyon uygulanmıştır. Hastaların 352’sine genel anestezi, 19’una spinal anestezi ve 4’üne sedoanaljezi uygulanmıştır. 33 hastaya periferik sinir bloğu yapılmıştır. 105 hastaya diyaliz tedavisi uygulanmıştır. 26 hasta tedavi sürecinde kaybedilmiştir. İntraoperatif hasta kaybı olmamıştır.
SONUÇ: Depremzedelerde en sık ekstremite yaralanmalarının görülmesi rejyonal anesteziye eğilimi arttırmaktadır. Temel anestezi becerilerine Plan A bloklarının eklenmesi ile afet durumlarında rejyonal anestezi tercihi artabilir. Ayrıca yaralıların ileri merkezlere transferi ile morbiditenin azalacağı düşünülebilir.

6. 
Crush Sendromunda mortaliteye etki eden faktörler
Mortality Factors in Crush Syndrome
Engin Onan, Dilek Torun, Rüya Kozanoğlu, Hasan Miçözkadıoğlu, Salih Beyaz, Levent Özgözen, Necmettin Turgut, Yusuf Ziya Demiroğlu, Özlem Karagün, Pınar Ergenoğlu, Özlem Özkan Kuşçu, Ege Altan, Alper Tuna Güven, Alim Abdullayev, İsmail Karluka, Çiğdem Yalçın, Mustafa Mazıcan, İsa Göktürk Balcı, Burak Özkan, Gönül Parmaksız, Begüm Avcı, Aytül Noyan, Turan Çolak, Hüseyin Ali Tünel, Abdulkerim Temiz, Hasan Özkan Gezer, Cankat Erdoğan, Galib Bairamoi, Dilek Yünlüel, Soner Çivi, Emre Durdağ, Özgür Kardeş, Halil İbrahim Süner, Kadir Tufan, Serkan Erkan, Tevfik Avcı, Ramazan Gündoğdu, Murat Kuş, Alper Fındıkçıoğlu, Oya Yıldız, Eda Alışkan, Cenk Coşkunoğlu, Mehmet Haberal
PMID: 38506381  PMCID: PMC10977497  doi: 10.14744/tjtes.2024.20532  Sayfalar 174 - 184
AMAÇ: Crush Sendromu, büyük ölçekli katastrofik depremlerden sonra morbidite ve mortalitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ezilme Sendromu ile ilgili randomize kontrollü bir çalışma bulunmadığından, bu konudaki bilgiler uzmanların deneyimleriyle sınırlıdır. Bu çalışmanın temel amacı, 06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Pazarcık ve Elbistan depremleri sonrasında depremzedelerin epidemiyolojik, demografik özelliklerini, klinik sonuçlarını ve mortalite faktörlerini analiz etmektir
GEREÇ VE YÖNTEM: Bu kesitsel ve gözlemsel retrospektif çalışmada, 6 Şubat - 30 Nisan 2023 tarihleri arasında merkezimize başvuran 610 depremzede değerlendirildi. Bu hastalar arasında Crush Sendromu olan 128 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalara ait bilgiler, hastaneye yatışları sırasında hastane kayıtlarından ve sevk edildiklerinde ulusal kayıtlardan elde edildi. Birincil sonucumuz mortalite için risk faktörlerini belirlemekti. Demografik ve laboratuvar verileri akut böbrek hasarı evrelerine göre karşılaştırıldı; mortaliteyi etkileyen faktörler regresyon analizi ile belirlendi.
BULGULAR: 128 Crush Sendromu hastasının (100 yetişkin, 28 çocuk) 64'ü kadındı. AKI oranı %32.8 idi. AKI hastaları arasında hemodiyaliz gereksinimi sıklığı %69 ve mortalite oranı %14.2 idi. Ölüm oranı Crush Sendromu olanlarda %4.6 iken, Crush Sendromu olmayan depremzedelerde %3.9 (19/482) idi. (p: 0.705) Çarpıcı bir şekilde, Crush sendromlu hastalarda mortaliteyi önemli ölçüde etkileyen sadece başvuru sırasındaki düşük sistolik kan basıncıdır. (HR: 1.088, p: 0.021 %95 C.I.)
SONUÇ: Çalışmamız, başvuru sırasındaki düşük sistolik kan basıncının Crush Sendromlu hastalarda artmış mortalite için önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulamıştır. Bu sonuç, enkaz altında kan basıncının ölçülmesi ve düşük sistolik kan basıncı olan hastalara daha agresif sıvı tedavisi verilmesi konusunda literatüre katkı sağlayabilir

7. 
Depreme bağlı şiddetli yaralanmalarda Hiperbarik Oksijen Tedavisi'nin kullanımı
Use of hyperbaric oxygen therapy in severe earthquake injuries
Levent Demir, Mustafa Öztürk
PMID: 38506387  PMCID: PMC10977492  doi: 10.14744/tjtes.2024.60979  Sayfalar 185 - 191
AMAÇ: Depremler, genellikle şiddetli yaralanmalara ve travmatik durumlara neden olabilen doğal afetlerdir. Bu yaralanmalar arasında ezilme yaralanmaları, kırıklar, doku hasarı ve kan dolaşımı problemleri bulunabilir. Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), bu tür şiddetli yaralanmalara maruz kalan bireylerde son zamanlarda sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. HBOT, hastaya yüksek basınç altında saf oksijen verilmesini içeren bir tedavi şeklidir. Bu tedavi, hücresel oksijenlenmeyi artırarak doku iyileşmesini teşvik etmeyi amaçlar. Deprem sonrası şiddetli yaralanmalarda, özellikle ezilme yaralanmalarında, doku iyileşmesini hızlandırma, iltihap azaltma ve enfeksiyon kontrolü gibi faktörlerde olumlu etkileri olabileceği düşünülmektedir. 06.02.2023'teki Kahramanmaraş depreminin ardından şiddetli yaralanmalara maruz kalan 35 hastanın hiperbarik oksijen tedavisi sonuçlarını inceleyerek, tedavinin klinik etkilerini, iyileşme sürecini ve potansiyel avantajlarını retrospektif olarak değerlendirmek ve acil durum müdahale stratejilerini geliştirmeye katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma etik kurul onayı alındıktan sonra gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, depremzede olarak başvurusu alınan ve depreme bağlı şiddetli yaralanması nedeniyle Hiperbarik Oksijen Tedavi Ünitesinde tedavi gören Mess Skoru 7-14 arasında olan hastaların verileri, geçmiş kayıtlardan elde edilmiş ve geriye dönük olarak incelenmiştir. Demografik bilgiler, hasta verilerinin genel dağılımı, ortalama değerleri, Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT) seans sayıları ve fonksiyonel sonuçlar, kayıt altına alınmıştır.
BULGULAR: Hiperbarik Oksijen tedavisine alınan 35 hastanın cinsiyet dağılımında %31.4'ü erkek, %68.6'sı kadındı. Yaş dağılımına göre, hastaların %45.7'si 18 yaş ve altında, %54.3'ü ise 19 yaş ve üstündeydi. Hastaların yaş ortalaması 25 olup, yaş dağılımı, minimum 1 ve maksimum 85 arasında değişmekteydi. Tedavi edilen hastalarda en sık yaralanmalar alt ekstremitelerde gözlemlendi, özellikle sol alt ve sağ alt ekstremite etkilendi. Hiperbarik Oksijen tedavisi sonrasında, hastaların çoğunda his geri kazanımı (%54.3) ve fonksiyonel geri kazanım (%51.4) elde edildi. HBOT öncesi ve sonrası amputasyon oranları incelendiğinde, HBOT öncesi minör amputasyon oranı %14.3, majör amputasyon oranı %11.4 iken, HBOT sonrası minör amputasyon oranı %20.0 ve majör amputasyon oranı %11.4 olarak belirlendi.
SONUÇ: Bu çalışma, depremde şiddetli yaralanmaları olan hastalarda Hiperbarik Oksijen Tedavisi'nin (HBOT) olası etkilerini değerlendirdi ve elde edilen bulgular, HBOT'un bu özel hasta grubunda his geri kazanımı, fonksiyonel iyileşme, minör amputasyon oranları ve enkaz altında geçirilen süre gibi kritik faktörler üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini göstermiştir.

8. 
Travma hastalarının acil servis başvurularında Revised trauma score, Injury severity score ve Trauma and injury severity score etkinliğinin değerlendirilmesi
Evaluation of emergency department admissions of mass casualty patients using the revised trauma score, injury severity score, and trauma and injury severity score
Bahadır Karaca, Mehmet Kemal Emem, Burak Çelik, Nurdan Yılmaz Şahin
PMID: 38506389  PMCID: PMC10977491  doi: 10.14744/tjtes.2024.73531  Sayfalar 192 - 202
AMAÇ: Acil cerrahi önceliklendirmesinde hasta prognozunun tahmin edilebilmesi için çatışma bölgelerindeki kitlesel travma hastalarında prognostik tahmin skorlama sistemlerini değerlendiren çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmada Suriye’nin kuzeyinde kitlesel travma nedeniyle başvuran hastalarda Revised Trauma Score (RTS), Injury Severity Score (ISS) ve Trauma and Injury Severity Score (TRISS) skalalarının değerlendirilmesi amaçlandı.
GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışmada, Suriye’nin kuzeyindeki hastanelerin acil servislerine kitlesel travma nedeniyle başvuran hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi yapıldı. 2021 yılının ilk yarısında bu başvurularda RTS, ISS ve TRISS puanlama sistemlerinin tanısal etkinliği değerlendirildi.
BULGULAR: Kitlesel travmalarının en sık nedenleri bomba patlaması (%67.3), ateşli silah yaralanmaları (%28.8) ve diğer nedenlerdi (%3.9). Odds oranı (OR) analiz edildiğinde, RTS ve TRISS skorundaki bir birimlik artışın hayatta kalma ihtimalini 6.133 ve 1.057 kat arttırdığı, ancak ISS'deki her bir birimlik artışın, hastanın hayatta kalma olasılığını 0.856 birim azalttığı tespit edildi. RTS, TRISS ve ISS değerleri incelendiğinde ROC eğrisi altında kalan alanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p<0.001) ve hepsinin sırasıyla %99.0, %94.8 ve % 91.9 duyarlılıklarla; %87.8, %90.5 ve 88.6 özgüllükle; 0.958, 0.975 ve 0.958 AUC değerleri ile mortalite açısından tanı değeri taşıdığı görüldü.
SONUÇ: Kapasite aşımlarında TRISS başta olmak üzere travma skorlama sistemlerinin kullanılması kitlesel travma hastalarının önceliklendirilmesinde faydalı olabilir.

9. 
Akut üst ekstremite kompartman sendromunda yaralanma ile fasiyotomi arasındaki sürenin etkisi
The effect of time from injury to fasciotomy in patients with acute upper extremity compartment syndrome
Gökhan Sert, Fethiye Damla Menku Ozdemir, Oznur Uzun, Galip Gencay Üstün
PMID: 38506391  PMCID: PMC10977498  doi: 10.14744/tjtes.2024.95519  Sayfalar 203 - 209
AMAÇ: Üst ekstremite akut kompartman sendromu, cerrahi acil bir durumdur ve ekstremite fonksiyonlarının korunması için hızlı tanı konulması ve fasiyotomilein derhal gerçekleştirilmesi hayati öneme sahiptir. Bu retrospektif çalışmanın amacı, travmayı takiben 6 saat içinde fasiyotomi yapılan ve daha geç zamanda yapılan hastaların komplikasyon oranlarını karşılaştırmaktır.
GEREÇ VE YÖNTEM: 2016-2022 yılları arasında üst ekstremite AKS'nin cerrahi tedavisi için fasiyotomi yapılan hastaların tıbbi kayıtları, yaş, cinsiyet, dominant el, yaralanma mekanizması, yaralanma seviyesi, etkilenen kompartmanlar, ilişkili yaralanmalar, fasiyotomiye kadar geçen süre ve komplikasyonlar açısından retrospektif olarak analiz edildi. Hastalar, fasiyotomi zamanlamasına göre iki gruba ayrıldı.
BULGULAR: Üst ekstremite AKS için toplam 32 hastaya fasiyotomi yapıldı. Fasiyotomi yapılan hastaların yaş ortalaması 6 saatten daha kısa sürede fasyotomi yapılan grupta (grup 1; 10 erkek, 7 kadın) 31.1 ve 6 saatten daha fazla süre sonra fasiyotomi yapılan hastalarda (grup 2; 13 erkek, 2 kadın) 34.8 idi. En yaygın etiyoloji ezilme yaralanmasıydı. Grup 1 (1/17) ve grup 2 (10/15) arasında komplikasyon oranları açısından anlamlı fark vardı (p<0.001). Grup 2'de hastanede kalış süresi, grup 1'e göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulundu (p=0.005).
SONUÇ: Üst ekstremite AKS için fasiyotomilerin, ilk travmadan sonraki 6 saat içinde yapılması gerekmektedir. Bu şekilde komplikasyon oranları azaltılabilir.

10. 
Venöz erişim portlarının implantasyonunda komplikasyonları önlemek için ultrason kılavuzluğu gerekli midir?
Is ultrasound guidance necessary to avoid complications in the implantation of venous access ports?
Burak İlhan, İbrahim Fethi Azamat, Süleyman Bademler, Omer Avlanmis, Görkem Uzunyolcu, Basak Erginel, Fatih Yanar
PMID: 38506386  PMCID: PMC10977494  doi: 10.14744/tjtes.2024.58665  Sayfalar 210 - 215
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, tamamen implante edilebilir venöz erişim portu (TİVAP) implantasyonu yapılan hastaların demografik bilgilerini sunmak, erken ve geç komplikasyon oranlarını araştırmak ve işlemin ultrasonografi (US) kılavuzluğunda yapılmasının faydalarını değerlendirmektir.
GEREÇ VE YÖNTEM: Mayıs 2018 ile Aralık 2023 tarihleri arasında 537 TIVAP implantasyon prosedürünün sonuçları retrospektif olarak analiz edildi. Çalışmada cerrahların her iki ponksiyon yöntemi (anatomik işaretler ve ultrason kılavuzluğu) için deneyimlerine ilişkin veriler sunulmuştur.
BULGULAR: Hastaların ortalama yaşı 53.1±11.9 yıldı ve 261'i (%48.6) kadındı. Sağ subklavyen ven tercih edilen giriş yeriydi. On dört hastada erken komplikasyon ve 11 hastada geç komplikasyon gelişti. Arteriyel ponksiyon en sık görülen erken komplikasyon iken, kateterle ilişkili enfeksiyon en sık görülen geç komplikasyondu. Hastaların yaşı, cinsiyeti ve vücut kitle indeksi komplikasyon gelişimi için bağımsız risk faktörleri değildi. Erken komplikasyonlar ponksiyon girişim sayısı arttıkça daha fazla görüldü (p=0.034) ve ultrason kılavuzluğu kullanıldığında anlamlı olarak daha az görüldü (p=0.011).
SONUÇ: Komplikasyon gelişme riski hastanın yaşı veya cinsiyetinden etkilenmemiştir. Ayrıca, vücut kitle indeksinin komplikasyon gelişen hastalar için bağımsız bir risk faktörü olmadığı gösterilmiştir. Çalışmadan, ultrason kılavuzluğunda implantasyon ile özellikle erken dönem komplikasyonların azaltılabileceği sonucu çıkarılabilir.

11. 
Düdüklü tencere kullanımında yanık tehlikesi: Patlayıcı yaralanmaların detaylı incelemesi
Risk of burns in pressure cooker usage: a comprehensive analysis of explosive injuries
Serhat Meriç, Talar Vartanoglu Aktokmakyan, Nadir Adnan Hacım, Hasim Furkan Gullu, Merve Tokocin, Önder Önen, Mustafa Turan
PMID: 38506385  PMCID: PMC10977495  doi: 10.14744/tjtes.2024.38131  Sayfalar 216 - 220
AMAÇ: Hızlı ve etkili yemek pişirmek için yaygın olarak kullanılan düdüklü tencerelerin, uygun olmayan kullanımdan kaynaklanan potansiyel tehlikeleri literatür yeterince vurgulamamıştır. Bu çalışma, düdüklü tencere yanıkları nedeniyle tedavi arayan 32 hastayı kapsayarak, düdüklü tencerelerin yanlış kullanımından kaynaklanan ciddi risklere vurgu yapmayı amaçlamaktadır.
GEREÇ VE YÖNTEM: Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi'ne 2017 ile 2020 yılları arasında düdüklü tencere yanığı ile başvuran hastalardan retrospektif veriler toplandı. Veriler, hasta özellikleri, yanma nedenleri, yerleri, ciddiyetleri, tedavileri ve klinik sonuçları içermektedir.
BULGULAR: Çalışma, 32 hastayı (29 kadın/3 erkek) içermekte olup, ortalama yaşları 42.3 (8-83) idi. Hastalar, yanık bölgelerine göre kategorize edildi ve ilişkili yaralanmalar, özellikle oküler (%34.3) ve kulak yaralanmalarını (%6.25) içermekteydi. Ortalama hastanede kalış süresi 10.5 gün [2-37] idi. Ürünle ilgili sorunlardan kaynaklanan 5 düdüklü tencere patlaması yaşanırken, 26 patlama kullanıcı hatalarından kaynaklandı (%15.6 / %81.2). Hastalar arasında mortalite gözlenmedi.
SONUÇ: Düdüklü tencereler, hızlı yemek pişirmeyi kolaylaştırırken, bu çalışma ürün veya kullanım hatalarından kaynaklanan ciddi riskleri vurgulamaktadır. Bu çalışma, daha etkili kullanım talimatlarına ve düdüklü tencerelerle ilgili farkındalığın artırılmasına ihtiyacı vurgulamaktadır. Güvenli düdüklü tencere kullanımına odaklanan eğitim programlarının, ciddi yaralanmaların insidansını önemli ölçüde azaltabileceğini öngörmekteyiz.

OLGU SUNUMU
12. 
Post Travmatik Hastada Acinetobacter Baumanii Menenjit Tedavi Yönetimi
Post Trauma Acinetobacter Baumanii Meningitis Treatment Approach
Cem Erdoğan, Zeynep Betul Balcioglu, Isa Seida, Denız KIZILASLAN
PMID: 38506388  PMCID: PMC10977500  doi: 10.14744/tjtes.2024.65051  Sayfalar 221 - 225
A. baumannii enfeksiyonları sıklıkla hastane ile ilişkilidir, erken tanı ve tedavı yapılmadığı zaman mortaliteye neden olabileceği belirtilmektedir. A. baumannii enfeksiyonları tipik olarak ameliyat veya travma sonrasında ortaya çıkar. Hastamızda düşme sonrası ve ameliyat sonrası lateral ventrikülit ve lomber apse ile birlikte komplike A. baumannii menenjiti gelişti. Hasta, intratekal olarak uygulanan kolistin ve polimiksin B'den oluşan 21 günlük bir rejimle tedavi edildi. Bu tedavi periyodunun ardından hastanın durumu iyileşti ve sonuçta başarılı bir iyileşme ve ardından taburculuk sağlandı. Bu vaka raporu, normalde kan-beyin bariyerini geçme potansiyeli sınırlı olan antibiyotiklerin intratekal uygulanmasının, çoklu ilaca dirençli nozokomiyal menenjitte sağkalım sonuçlarının iyileşmesine yol açma yeteneğini vurgulamaya hizmet etmektedir.

13. 
Nadir bir intestinal obstrüksiyon sebebi: sağ paraduodenal herni
A rare cause of intestinal obstruction: right paraduodenal hernia
Tuba Atak
PMID: 38506380  PMCID: PMC10977490  doi: 10.14744/tjtes.2023.20352  Sayfalar 226 - 228
İnternal herniasyon son derece nadir görülen bir intestinal obstrüksiyon sebebidir. Paraduodenal herniler, barsağın anormal rotasyonu sonucunda oluşmaktadır. Tekrarlayıcı karın ağrılarından akut barsak tıkanıklıklarına kadar değişebilen semptomlar oluşturmaktadır. Zamanında tanı konulup tedavi edilmezse barsakta iskemi ile sonuçlanabilmektedir. Bu yazıda, akut karın bulgularıyla gelen 47 yaşında erkek hastanın tanı ve tedavi süreci retrospektif olarak değerlendirilerek literatür eşliğinde sunulması amaçlanmıştır. Karın eksplorasyonunda ince barsakların tamamına yakın kısmının sağ paraduodenal bölgeden posteriora doğru herniye olduğu görüldü. İnce barsak ansları intraperitoneal alana redükte edilerek herni kesesinin girişi primer olarak tamir edildi. Redüksiyon sonrası iskemik kısım rezeke edilerek anastomoz yapılan hasta onuncu günde sorunsuz taburcu edildi.
Paraduodenal herni, karın ağrısı ve intestinal obstrüksiyon bulguları olan hastalarda akılda tutulması gereken bir durumdur. Gelişebilecek komplikasyonları önleyebilmek için erken tanı hayati öneme sahiptir.

LookUs & Online Makale