p-ISSN: 1306-696x  |  e-ISSN: 1307-7945
Nörolojik olarak intakt torakolomber kırıklarda posterior uzun segment enstrümantasyon sonrası radyografik ve klinik sonuçlarla ilişkili faktörler: Tek merkezli retrospektif bir çalışma [Ulus Travma Acil Cerrahi Derg]
Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2026; 32(10): 1250-1266 | DOI: 10.14744/tjtes.2026.98448

Nörolojik olarak intakt torakolomber kırıklarda posterior uzun segment enstrümantasyon sonrası radyografik ve klinik sonuçlarla ilişkili faktörler: Tek merkezli retrospektif bir çalışma

Onur Suer1, Anıl Murat Ozturk2
1İzmir Şehir Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, İzmir-Türkiye
2Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortopedi Ve Travmatoloji Anabilim Dalı, İzmir-Türkiye

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, nörolojik olarak intakt travmatik torakolomber bileşke kırıklarında standartlaştırılmış posterior uzun segment fiksasyon sonrası radyografik düzeltme miktarını ve bu düzeltmenin uzun dönemde korunmasını nicel olarak değerlendirmek, ağrı ve sağlıkla ilişkili yaşam kalitesini incelemek ve sonuçlarla ilişkili faktörleri belirlemektir.
GEREÇ VE YÖNTEM: Bu tek merkezli retrospektif kohort çalışmasına, Mart 2014 ile Şubat 2023 tarihleri arasında dekompresyon yapılmaksızın posterior uzun segment pedikül vida enstrümantasyonu (kırık seviyesine vida yerleştirilmesini de içerecek şekilde, 2 seviye üstü ve 2 seviye altı) ile tedavi edilen, akut travmatik T11–L2 kırığı olan erişkin hastalar ardışık olarak dahil edildi. Hastaların en az 24 aylık radyografik takiplerinin bulunması ve preoperatif sagittal BT görüntülerinin yanı sıra erken postoperatif ve son kontrole ait lateral grafilerinin mevcut olması gerekiyordu. Görüntüleme parametreleri vertebral kompresyon açısı (VCA) ile anterior/posterior vertebra korpus yüksekliği (VCH-A/VCH-P) idi. Klinik sonuç ölçütleri ise son kontroldeki Görsel Analog Skala (VAS) ve SF-36 skorlarıydı ve bu skorlar, preoperatif döneme göre değişimi değil, kesitsel olarak son durumdaki sağlık durumunu yansıtmaktaydı. Boylamsal görüntüleme değişiklikleri için eşleştirilmiş karşılaştırmalar kullanıldı; son sonuçlarla ilişkili faktörleri değerlendirmek amacıyla robust standart hatalarla çok değişkenli lineer regresyon analizi yapıldı.
BULGULAR: Toplam 78 hasta çalışmaya dahil edildi (ortalama yaş 40.2±13.9 yıl; %65.4 erkek) ve medyan takip süresi 48 aydı. VCA, preoperatif dönemde 11.75° (7.83–16.48) iken erken postoperatif dönemde 4.30°'ye (2.55–6.65) geriledi ve son kontrolde 6.00° (4.00–8.80) olarak bulundu; bu durum, zaman içinde sınırlı düzeyde düzeltme kaybına işaret etti. Hem anterior hem de posterior vertebra korpus yüksekliğinde düzelme gözlendi, ancak son kontrolde kısmi kayıp mevcuttu. Son ağrı düzeyleri düşüktü (VAS 1 [IQR 1–1]). Düzeltilmiş analizlerde, AO kırık tipi daha fazla VCA kaybı ve SF-36'nın çeşitli alt boyutlarında daha kötü skorlarla ilişkili bulundu; bu ilişki özellikle AO tip C kırıklarda belirgindi, ancak tip C kırık sayısının sınırlı olduğu (n=9) unutulmamalıdır. Yüzeyel yara enfeksiyonu 5 hastada (%6.4) görüldü ve lokal bakım ile antibiyotik tedavisi sonrasında düzeldi; derin enfeksiyon, implant yetmezliği, revizyon cerrahisi veya junctional komplikasyon izlenmedi.
SONUÇ: Nörolojik olarak intakt T11–L2 kırıklarında posterior uzun segment fiksasyon, anlamlı erken dönem radyografik düzeltme, genel olarak sınırlı uzun dönem hizalanma kaybı ve düşük son ağrı düzeyleri ile ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte, radyografik düzeltme, SF-36 alanlarındaki kalıcı değişkenlikten de anlaşılacağı üzere, mutlaka tam fonksiyonel iyileşme anlamına gelmemektedir. İncelenen değişkenler arasında AO kırık tipi, düzeltme kaybı ve hasta tarafından bildirilen sonuçlarla en tutarlı ilişkiyi gösteren faktör olmuştur. Bu hipotez üreten bulgular, kırık morfolojisinin sonuçlarla ilişkili olabileceğini ve benzer hasta popülasyonlarında postoperatif beklentilerin ve takip planlamasının çerçevelenmesine katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu bulguların daha büyük, ileriye dönük ve karşılaştırmalı çalışmalarla doğrulanması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: AO Spine sınıflaması, posterior uzun segment enstrümantasyon, radyografik düzeltme kaybı, sf-36, torakolomber kırık, vertebral komp-resyon açısı


Factors associated with radiographic and clinical outcomes after posterior long-segment instrumentation for neurologically intact thoracolumbar fractures: a single-center retrospective study

Onur Suer1, Anıl Murat Ozturk2
1Department of Orthopaedics and Traumatology, Izmir City Hospital, İzmir-Türkiye
2Department of Orthopaedics and Traumatology, Ege University Faculty of Medicine, İzmir-Türkiye

BACKGROUND: This study aimed to quantify radiographic correction and long-term maintenance, assess pain and health-related quality of life, and identify factors associated with outcomes after standardized posterior long-segment fixation for neurologically intact traumatic thoracolumbar junction fractures.
METHODS: This single-center retrospective cohort study included consecutive adults with acute traumatic T11–L2 fractures treated between March 2014 and February 2023 with posterior long-segment pedicle screw instrumentation (two levels above and two levels below, including fracture-level screws) without decompression. Patients required at least 24 months of radiographic follow-up, available pre-operative sagittal computed tomography images, and early post-operative and final lateral radiographs. Imaging parameters were vertebral compression angle (VCA) and anterior/posterior vertebral corpus height. Clinical outcomes were final Visual Analog Scale (VAS) and 36-item short form health survey (SF-36) scores, which were assessed cross-sectionally at final follow-up and therefore reflect final health status rather than change from pre-operative levels. Paired comparisons were used for longitudinal imaging changes, and multivariable linear regression with robust standard errors was used to evaluate factors associated with final outcomes.
RESULTS: Seventy-eight patients were included (mean age 40.2±13.9 years; 65.4% male), with a median follow-up of 48 months. VCA changed from 11.75° (7.83–16.48) preoperatively to 4.30° (2.55–6.65) early postoperatively and was 6.00° (4.00–8.80) at final follow-up, indicating limited correction loss over time. Restoration of both anterior and posterior vertebral body heights was observed, with partial loss at final follow-up. Final pain levels were low (VAS 1 [interquartile range=1–1]). In adjusted analyses, AO fracture type was associated with greater VCA loss and poorer SF-36 scores across several domains, particularly for AO type C fractures. However, the number of type C fractures was limited (n=9). Superficial wound infection occurred in 5 patients (6.4%) and resolved with local care and antibiotics; no deep infection, implant failure, revision surgery, or junctional complications were observed.
CONCLUSION: Posterior long-segment fixation for neurologically intact T11–L2 fractures provided substantial early radiographic correction with generally limited long-term loss of alignment and low final pain levels. Nevertheless, radiographic correction did not necessarily translate into complete functional recovery, as reflected by persistent variability in SF-36 domains. Among the variables analyzed, AO fracture type showed the most consistent association with correction loss and patient-reported outcomes. These hypothesis-generating findings suggest that fracture morphology may be associated with outcomes and may help frame post-operative expectations and follow-up discussions in similar patient populations. However, confirmation in larger, prospective, and comparative studies is required.

Keywords: 36-Item short form health survey, AO spine classification, long-segment posterior instrumentation, radiographic correction loss, thoracolumbar fracture, vertebral compression angle


Sorumlu Yazar: Anıl Murat Ozturk, Türkiye
Makale Dili: İngilizce
×
APA
NLM
AMA
MLA
Chicago
Kopyalandı!
ATIF KOPYALA
LookUs & Online Makale